altın günlerindeki anne tiplemeleri

Altın günlerine, bir şekilde birbirileriyle tanışarak üyesi haline gelen anne türleridir.Birkaç türe ayrılır:

1-Rekabetçi anneler:
Altın günlerindeki dinamizmi büyük ölcüde saglayan anne türüdür.Kendisi söz aldığında grubun geri kalanı onu pürdikkat dinler ve temkinli bir biçimde, vereceği cevabı içlerinden etüd eder.Tersi fenadır.Kendisine karşı yanlış veya olumsuz bir hareket yapılırsa hiç affetmez yapıştırır cevabı.Sürekli olarak, diğerlerinin çocuklarının eğitim durumu veya işleri hakkında sorular sorar.Cevabı genelde ‘hee öyle mi? bizim hakan’da öyle yapar zaten’ tarzındadır.Asla altta kalmaz.Grubun korkulan üyesidir, ama öte yandan en popüler insanıdır.Bu gruba mensup iki insan genelde aynı ortamda bulunmazlar yoksa Allah muhafaza durumlar ortaya çıkabilir.

tanım cümlesi: ‘Evet nalan hanım, sizin çocuk nereyi kazanmıştı? ya da ‘Maaşı nasıl, iyi mi bari?’

2-Alttan alan anneler:
Genelde grubu koordine eden annelerdir.Hiçbir şekilde grubun dağılmasına ya da tadının kaçmasına izin vermezler.Yaşanılan en ufak bir tatsızlıkta, ustaca konuyu değiştirebilme yetisine sahiptirler.Konu açma görevi onlarındır, muhabbetin yönünü belirleme konusunda İtalyan defansı istikrarına sahiptirler.

tanım cümlesi: ‘Nerminciğim yaptığın kurabiyeler gerçekten cok leziz, nasıl yapıyorsun?’

3-Hiçbir şeye karışmayan anneler:
Sorulara genel geçer cevaplar verirler.Adeta bir spor müsabakasında izleyici gibidirler.Etliye sütlüye karışmadıkları gibi konu açmaya da hiç yeltenmezler.Sorulan sorulara 1-2 kelimeyle cevap verirler, görevleri bitince de bir daha konuşmamak üzere köşelerine çekilirler.

tanım cümlesi: ‘evet.’ ve ‘tabii, olur’

4-Ev sahibi anneler:
Psikolojik baskıyı en çok hisseden türdür.Sürekli bir telaş içindedirler, hiçbir şeyden emin değillerdir ve içlerinden ‘acaba olur mu ki?’ diye sorarlar.Onlar için en önemli şey yemeklerin ve servisin beğenilip beğenilmediğidir.Muhabbet içinde bile akılları, demlenen çayın son halindedir.

tanım cümlesi:’Çay demlendi sanırım’ ya da ‘Tüh, tuzu az mı olmuş?’

5-Yaşça en büyük anneler:
Yaşlarının getirdiği bir olgunluğa sahiptirler, ayrıca sevecen ve yardımseverlerdir.Çoğunlukla grubun ablası konumundadırlar ve herkesten saygı görürler.Grubun diğer üyeleri, özel sorunlarını genelde bu grupla paylaşır ve ondan bir fikir vermesini ister, genelde aradıkları cevapları bulurlar.

tanım cümlesi:’esracım, güzelim neyin var bugün, yorgun gözüküyorsun?’

Trafikte Telepati Yoluyla Adam Dövmek

Öncelikle olayı özetleyeyim
2 tane arac sahibi var, bunlar yolda gidiyorlar ve öndeki, yanlış veya istenmeyen bir hareket yapıyor.Arkadaki araç sahibi de bu duruma tepkisini gosteriyor, aracı sollarken yaklaşık olarak birkaç saniye adamı büyük bir öfke içinde süzüyor.
Diyor ki içinden:
‘Davara bak hele!’
Eminim hepiniz bu olaya şahit olmuşsunuzdur.Şimdi birazcık detaya inelim.
Elimizde 2 tane insan tipi var.Birincisi tepkiyi ceken ve bu anlamsız bakışa maruz kalan kişi, diğeri ise malumunuz bu tepkiyi gosteren asabi kişidir.

Aslında her şey 1. kişinin trafikte hal ve hareketlerine kıl olan 2. Kişinin, duruma daha fazla kayıtsız kalamayıp onu sollamaya başlarken bu işi gayet asabi bir tavırla ağzından cıkacak bir iki kotu kelimeye meyillenerek hakkı olan şeyi (bir nevi adalet)(!) arzu etmesiyle başlar.Yolun kendisine bırakılması yani.
Aslında 1. kişi acemi olabilir ve yavaş gidiyordur ya da işte acelesi yoktur etrafına bakarak gidiyordur,
ama bunlar arkada henuz sollama yapamadıgı icin, ici icini yiyen delikanlımıza sebep midir? Hayır.
Söker mi? Sökmez.

Bu durumdan bir haber olan öndeki arkadaşımız, birazdan başına gelecekleri maalesef cok kötü bir yolla ögrenecektir.işte bu metotta şudur :

Telapati yöntemiyle, gözlerini de kullanarak adama agız burun dalmak.

İşte bu iki aracın, şeritte paralel oldugu (yan yana) andan itibaren bu kapışma başlar.Tabi galip bellidir, kaldı ki 1. arkadaş olayın ne oldugunu bile bilmiyordur ki karşılık verebilsin.(aslında 2. kişinin basta yerinde olmadıgına inandıgı adalet, bu durumla beraber bir manada yerine gelmiş olur.)

İşte izleyenler için keyfine doyulmayacak o zaman dilimi başlar.Asabi kişi telepatiye gecmiş ve diger kişiyi coktan süzmeye başlamıştır, adeta trans halindedir ve tüm kinini gözlerinden fışkırtarak 1. kişiye dalma eylemine başlamıştır.
İşte bu safha konsantrasyonun ve yogunlugun doruğa ulastıgı andır.
Son kısımda ise, kişi sollanır ve beklenilen kelimeler sarfedilir:

‘Yol babanın mı len it oğlı it ‘ (evet burada gercekten diğer kişinin bunu duyduğuna inanır)

Diğer arabadaysa daha cok sükunet vardır, olaya anlam veremeyen kişi ise apayrı bir dünyadadır:

‘Hanım, bu başa sarıyor diger kaseti taksana.’

Hapşırık ve Şort

Aniden hapşırdıktan sonra annenin beklenilen ‘Afferin olum aferin, şort giy sen’ lafını işitmek insana çok koyuyor.
Yani hapşırdın mı? Tamam olay bitti her türlü suçlusun artık, yani hapşırmışsın daha ötesi var mı? Gerekeni yapmamışsın. Bence hapşırırken, ha şimdi uyarı geliyor en iyisi ben buna öksürük süsü vereyim
diyip 2-3 kere yalandan kısaca öksürmeyi tercih etmeliyiz.
neden?
Çünkü artık eşşek kadar adam olduk, yaşken eğilemedik ki anasını satayım.
15-20 derece havayı gördük mü bırakın şort için havaların yeteri kadar ısınmadığını sorgulamayı direkt altına hangi ayakkabıyı giysek diye düşünüyoruz.
Aslında buradaki 2 tipi (15-20 derece havayı görür görmez neşeyle şortunu giyebilen ve rahatına düşkün olan insan ile annesi)
günümüz Almanyası ve Yunanistanına her açıdan olmasa da benzetebiliriz.
Şu sıralar krizde olan Yunanistan ve bunu dert eden Almanya var önümüzde,
hatta Almanya o kadar içselleştirmiş ki olayı dayanamayıp şöyle buyurmuştur:

+ ulan gtünüze kadar borca battınız hala sirtaki oynayıp, rakı masasında tabak kırıyonuz, aklınızı başınıza devşirin bak! Hala beyaz peynirin yerini soruyo, olm bak ekonomi diyorum, AB diyorum, sen bana beyaz peynir diyosun.

– ya bırak bunları da gel bu akşam bi parlatalım be hacı, görende ilk defa kriz gördük sancak. Batmayız oluum biz arkamız sağlam, sen varken hele. hehehehehe.

+ sen çalış bu yesin. banane lan.yok olmaz! ama ekonomi nolacak? ya olum ne puştsun ya.

– zeytin yağlı yiyemem ammaaaaan.hehehehe.Kofi Annan’ı da çağırın.lan Kofi ne kadar emekli maaşı alıyon la piçoooz.hehehehe.

Ya işte durum bundan ibaret.
Ağustos böceği ve karınca hikayesi gibi işte.
Şansınız varsa hapşıracağınızı önceden tahmin ederek, hapşırık sesini minimuma indirin, kafanızı koltuğa falan gömün işte ya da kendinizi sıkın kaburgalar yer değiştirsin ya da ekvatora daha yakın bir ülkede yaşayın, bahaneniz olsun.
Yani olay gizlilikte.karşı tarafın yorum yapıp eleştirmemesi için olaydan haberi olmaması lazım ki
rahat rahat hapşırabilelim.